Yer Viyana, bir sarayin salonu. Depremin senesinin sonlari, bir defile
düzenleniyor depremzedeler yararina, cok ünlü(!) bir modacimiz
tarafindan, olay sadece reklam tabii kimsenin depremzedeyi seyine
taktigi yok, herkes takmis takistirmis, sürüstürmüs gelmis kendini
göstermeye.
Defile baslar, manken kizlarimiz ic gidiklayan kiyafetlerle salinmaya
baslar. O da ne?! Konsolosluk ve kalantor tayfasinin siralandigi
tribünden iyi giyimli bir zonta mankenlerden birinin gögsüne para
sikistirmaya kalkmaz mi? Inaniyorumki kizcagiz benden katbekat fazla
dumura ugramistir, ben nihayetinde aliskinim yurdum insanina, dünyanin
neresine gitse, ne egitimi alsa ayni olusuna.
Geçen hafta üniversite dolayısıyla adanaya yaptığım seri ziyaretlerden
birini gerçekleştirirken bütün hücrelerime işleyen iki tabela
dumuruyla karşılaştım.
ilk tabelada şöyle yazıyordu: \"garımızda sahipsiz paket unutmak
yasaktır.\"
Diğer bir uyarı ise: \"garımızdan yurtdışına tarihi eşya çıkarmak
yasaktır.\"
Ankara Sakarya caddesinde eniştemin dükkanının bulunduğu işhanına
hızla girdim bigün. Aynı hızla da dumura uğrayıp kala kaldım. Hanın
asansörünün kapısında şu tabela karşıladı beni:
\"DİKKAT!! ASANSÖR İKİ KİŞİLİKTİR. ÜÇ YA DA DAHA FAZLA BİNERSENİZ
ASANSÖR DÜŞER, ÖLÜRSÜNÜZ!! YÖNETİM.\"
Yer muğla... sabah erkenden okula gitmek için evden çıktım ve ana
caddede otobüse yetişmeye çalışıyordum. geceden yağan yağmurdan dolayı
caddede küçük su göletleri vardı ve bir polis arabası sağa çekmiş iki
polis arabanın içinde çay içiyorlardı. tam o sırada tam gaz gelen bi
araba camı açık olan polis arabasını doğal olarakta polisleri
ıslatmıştı. o anda polis megafonundan şu sesi duydum.
\"yavvaş! .nasını ...tiğim yavvaş!\"
Louvre müzesini geziyoruz. Yıl 1993. Eşimin fotoğraf makinasının
bozulacağı tuttu. Aynı koridorda bulunan bir Japona gidip ingilizce
\"şuna bir bakarmısınız, siz japonsunuz nasıl olsa anlarsınız\" dedi.
Japon benden daha da çok dumura uğradı.
|